HİÇBİR ALBÜMDE YER ALMAYAN ŞARKILAR & YENİ ŞARKILAR:

Sevgili Site Sakinleri,

Henüz oldukça küçük ve alçakgönüllü bir sayıda olan ama gitgide artan site üyelerimizin ilgisine aşağıdaki bestelerimizi de sunuyoruz. 1995-2006 yılları arasında basılan albümlerimizin hiçbirinde yer almayan bu yepyeni şarkılar daha önce hiçbir yerde yayınlanmadı. Üçüncü albüm hakkındaki yazıyı okuyanların bildiği üzere, bu albüm 1997-98 yıllarının ürünlerinden oluşuyordu ve kaydı 2000 yılında yapılmıştı. Ama ben bu süre öncesinde ve sonrasında daha yüzlerce şarkı üretmiştim ve bunları ne yapacağım diye kara kara düşünüyordum. Paylaşmak istiyordum çünkü her yaratmanın doğasında bu vardır. Sonra Zeynep ‘Hızır’ gibi imdadıma yetişti. Eve bir bilgisayar aldı (utanarak söylüyorum, hâlâ kullanmayı bilmem çünkü her şeyi Zeynep yapıyor), ses kartı aldı, mikrofon…vb. Derken bu benim sayfaların karanlığında kalmış şarkılarımı evde kaydetmeye başladık. Denedik, yanıldık, öğrendik, piştik. Ben düzenlemecilik deneyimimi artırdım bu çalışmalarla. Saatler, günler, yıllar alan, zevk alınarak yapılan çalışmalar. Öğrenmenin sonu yok.

Tabii, bir yerden sonra, “Eee, sonra?” gibi duygular içine giriyorsunuz, “şarkılar da kaydedildi ama hâlâ evin sınırları içinde.” Sonra bu sene site işi ortaya çıktı ve kendimizi, albümlerimizi, resimlerimizi sizlerle paylaştık. Şimdi de, işte bu hiçbir yerde yayınlanmamış bestelerimizi size sunmak istiyoruz. Sizin onlara sahip çıkacağınıza inanıyoruz. O kadar çok şarkı var ki artık hepsini albümlere sığdırabileceğimi düşünmüyorum. Hangi birini seçeyim? Sevdiğim, güvendiğim arkadaşlarım arasında bir seçim yaptırarak, ortak oylamayla dördüncü albüm için kullanılacak şarkıları kendimize sakladık. Gerisini yavaş yavaş siteye ekleyeceğiz. Kendimize bir de el kamerası aldık, vaktimiz oldukça bu şarkılara mini filmler çekeceğiz ve onları da sizlerle paylaşacağız. Yakında burası şarkı ve video klip cenneti olacak.

Yalnız, dinleyenlerden ricamız olacak. Evde yaptığımız bu kayıtları büyük bir sevgi ve heyecanla yaptık ama ses örnekleri gerçeklerinin yerini tutamayacak kadar kötüydü. Keman sesleri berbat, davul ve bas tonları çok yapay…vb. Bunun farkındayız. Bu yüzden, bu konuda bir eleştiri yapmazsanız seviniriz. Bakmanız gereken şey, davul, bas ya da her neyse onların “sound”u değil, asıl derinliğindeki öz olsun. Yani kılıfa değil, içindekine bakın. Şarkıların kendisine. Müzikaliteye, sözlerin anlamına, ne kadar çok çalışılmış olduğuna, konusuna, düzenlemesine, seslerimize bakın. Cayır cayır verilmiş distortion gitarların koruması altında gizlenecek bir şeyimiz yok. Oysa anlatacak çok şeyimiz var. Tabii, gönül daha yeni ve güzel ses örnekleriyle yapılmış, daha cici “sound”ları olan şarkılar üretmek isterdi. Ama inanın bana, piyasa o cici ses rengini yakalamış ama kopya olmaktan ileri gidememiş, içeriği bir hiç olan şarkılarla o denli dolu ki, belki de sırf bu yüzden ve şarkılarımızın gücüne olan güvenimizden, hiç yeni ses örneği cd’si almadan, bu eski örneklerle “idare ederek”, çok sevdiğimiz bu şarkıları çıkardık/çıkarıyoruz.

Şarkılar hakkındaki duygu, düşünce ve yorumlarınızı bekliyoruz. Çoğuna yanıt vermeye hazırız. Sağlıcakla kalın.

Sevgiler,
Murat Köseoğlu.

1. Cam Gülü[Download mp3]
Beste tarihi: 03.03.2001

İzmit doğumlu olduğum ve eski İzmit’i anılarımda hâlâ yaşattığım için bir İzmit albümü yapmayı düşlemiştim; ama bu hiç gerçekleşmedi (ne sürpriz!). Gerçekleşseydi bu da albümdeki şarkılardan biri olacaktı. Naci Girginsoy’un “Mavi’nin Ölümü” adlı hikâye kitabındaki bir öyküden esinlenerek besteledim bu şarkıyı. Kimi tümceler ona ait. Konusuna gelince, annemi düşünerek yazdım. Annem 01.12.2000’de öldü. Ortadaki soloyu Türk Sanat Müziği tadında yapmaya çalıştım çünkü annem de babam da bu tür müziği çok severlerdi.
Neden bu sözler, neden annem? Bilmem, belki şu yüzden; babamın 1993’teki ölümünden sonra annemi sık sık hüzünlü gözlerle pencereden dışarı, öylece sokağa bakarken yakalamıştım. Neler düşünür, neler hissederdi? Belli ki bir boşluk içindeydi, bir anlam eksikliği yaşıyordu. Bu şarkı annemin son yıllarındaki ruh durumunun bir portresi oldu.

2. Uzak Rüzgarlar - [Download mp3]
(Müzik: Tayfur Köseoğlu, Şiir:Duşka –Rus Şair–)

Bu şiirin çevirisini kimin yaptığını bilmiyorum, ama ağabeyim besteyi 2001-2002’de yapmış olmalı. Zeynep’le ikimiz onun bestelerine büyük önem veririz. Harcanmış bir yetenek. Zaten bu dünyada adil düzen diye bir şey olsaydı, şimdi o en yukarılarda olurdu şüphesiz.
Zeynep bu şarkıyı çok sevdiği için o söylemek istedi. Serkan Aşanel’den ödünç aldığım bas gitarla ve Ozan Okçuoğlu’ndan ödünç aldığım Fender gitarla bu şarkıyı kaydettik. Bir de haddim olmadan sonunda elektro gitar solo yaptım (yıllar sonra 2004’te bizim de kendi elektrik gitarımız, bir amfimiz ve bir basımız oldu, ama elektrik gitarın akordunu tutturmak ne berbat şeymiş!).

3. Göstere Göstere - [Download mp3]
Aslında, 1998’de Bostancı’da yazdığım bu şarkıyı siteye koymayı, hatta kaydetmeyi bile düşünmüyordum. Ama sonradan birçok kişinin bu şarkıyı çok sevdiğini öğrendim. Sözcük oyunları, müzikteki ayrıntılar, toplumsal yaralara alaycı dokundurmalar, “hayatın gösterip vermemesi” şarkıyı ilginç kılıyor. İşte böylece, bir cesaret basları da canlı çalmaya girişerek, şarkıyı bir solukta 2003’te kaydettik.

4. Kırık Ayna - [Download mp3]
Zeynep’in güzel bestelerinden biri. Ekim 1998’de Gayrettepe’deki evlerinde yazmış. Zarif bir hüznü var şarkının. Zeynep üşenmeyip daha çok çalışsa ortaya neler çıkacak. 2001’in Aralık ayında notaya döktüm, 2002’de kaydını yaptık. Baştaki o çok bilinen çocuk şarkısı atmosferi daha da gizemli kılıyor. Huzur var, ama rahatsız eden bir gerginlik de var. Sessiz ve karanlık gecelerde kendi kendinizle yüzleştiğinizde neler düşünürsünüz?

5. Seyir Defteri – [Download mp3]
Beste tarihi: 14.04.2001

Baştaki gitar rifi çok eskiden beri sahipsiz dururdu. Sonunda bestenin a ve b kuplelerini onun üzerine kurdum. Aslında benim seyir defterim, şarkılarım. Yaşarken gördüklerim ve hissettiklerim benden sonraya kalmak üzere bir tespit, bir saptama olarak şarkı halinde ortaya çıkıyor. Sizin seyir defteriniz nedir, peki?
İşin ilginç yanı, önceden pek anlamlı görünmeyen bu dünya, bu yaşam, eğer şanslıysanız, biraz akıllıysanız ve belli bir yaşa gelmeyi de becermişseniz, gittikçe daha değerli ve önemli hale gelmeye başlıyor. Zamanın önemini anlamaya başlıyorsunuz. Bakıyorsunuz ki yapılacak daha çok şey var. Bu nedenle şarkının nakarat bölümü çağdaş bir dua gibi. Biraz daha zaman için yakarış.

6. Geçmişini Unutan İnsanların Ülkesi – [Download mp3]
Çağımızın sömürücü, saldırgan devletleri sadece silahlarla değil, daha da etkili bir yöntem olan kültür emperyalizmiyle öteki ülkeleri parçalamaya çalışıyorlar. Hem dilini unutturacaksın, hem de geçmişiyle bağını keseceksin. Güzel bir bitki düşünün, çiçek açmış; bunun gücünü aldığı toprakla bağlantısını keser, yani onu kökünden ayırırsanız kısa zamanda kuruyup gider değil mi? İşte bize de yapmaya çalıştıkları bu. Bizi biz yapan geçmişimize, kültürümüze sırtımızı dönemeyiz. Sahip olduğumuz tek gerçek güç, o. Biz de bugün yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızla geleceğe yön veriyoruz. Kim olduğumuzu bilmezsek nereye gideceğimizi de bilmeyiz. Ulus olarak mutsuzluğumuz ve umutsuzluğumuz biraz da bu yüzden değil mi?

7. Kaptan ve Ben - [Download mp3]
(Söz-Müzik: Tayfur Köseoğlu)

Ağabeyim gazetede okuduğu bir haberden etkilenip yazmıştı bu şarkıyı (yıl, 1998). İki tinerci çocuk geceyi geçirmek için otoyol üstündeki demir köprülerden birine çıkar. Gecenin ilerleyen vakitlerinde, çürük ve kötü yapılmış köprünün o bölümü çökünce ikisi de araba yoluna düşüp ölürler. İşte bu da onların şarkısı. Ne biz onları tanırız, ne de onlar bizi. Ama sanatın amaçlarından biri de şu değil mi: okuduğumuz roman ve şiirler, baktığımız tablolar, seyrettiğimiz filmler ve dinlediğimiz şarkılarla kendimizi başkalarının yerine koyup bir “empati” geliştirmek. Başkalarının yaşadığı dramı, acıyı, felaketi içimizde hissedebilmek. Bu noktada, bir toplumsal ahlâk sorununa doğru yol almış olmuyor muyuz? Yoksa hepimiz umursamaz, uzak ve duygusuz kalırız.
Neyse, işi çok felsefeye dökmeden: Buradaki kaptan bildiğimiz kaptan değil. Tinerciler kendi aralarında birbirlerine takma adla seslenirler ya; bu şarkının fantezisinde de çocuk arkadaşına Kaptan adını takmış, hepsi bu.
Aslında şarkı bana bu haliyle biraz uzun geliyor, düzenlemesini şimdi yapsam en az iki dakika kısaltırdım.

8. İzmit'i Aramak – [Download mp3]
Sözler İzmitli fotoğraf sanatçısı Cemal Turgay’a ait. “İzmit’i Aramak” adlı fotoğraf albümünün son sayfasındaki şiir. Kocaeli Yüksek Öğrenim Vakfı Yayınları-2. Keşke elinize geçse de İzmit’in o eski resimlerine bir göz gezdirseniz. Ne güzel şehirmiş o eski İzmit! Ve ne katliam yapılmış da ne hale gelmiş! Neden? Sadece üç beş kişinin cebine para girecek diye. Cânım mavi körfez çöplüğe çevrilmiş. Neyse ki Cemal Bey gibi duyarlı birkaç insan var da bu tür yapıtlarla eski değerlere sahip çıkmaya çalışıyorlar. Olay, geçmişe bakıp hayıflanarak orada kalmak değil, yapılanlardan ders alıp aynı hatalara gelecekte düşmemek. Müziğini 17.04.2001’de Bostancı’da yaptım, kaydını da 2002’de gerçekleştirdik.

9. Leylek - [Download mp3]
Söz: Saliha Gümüşdüğme
Beste: Murat Köseoğlu, 24.12.1999, Bostancı / Düzenleme: 08.02.2004, İçmeler

Arkadaşım Saliha’nın şiirlerini hep sevmişimdir. Uzun zamandır görüşmüyoruz, umarım hâlâ şiir yazıyordur. Bu şarkıyı da bir albüme koymaya karar verirsek kendisine ulaşıp izin almam gerekiyor tabii.
İçinde bulunduğumuz koşullardan mutluysak, zamanın durmasını, hiçbir şeyin değişmemesini çoğumuz isteriz. Çünkü gelecekte ne var, bilmiyoruz. Bilmediğimiz şeyden de korku duyarız. Bu arada “bizi dünyaya getiren (!)” leyleği de severiz, değil mi? İşte bu şarkıda da leylek, akıp giden zamanı simgeliyor.

10. Knidos 2 - [Download mp3]
Yazar, araştırmacı ve kaptan Oktay Sönmez’in “Knidos-Mavide Uyuyan Güzel” adlı kitabını okuyunca çok havaya girmiş ve Zeynep’e de önermiştim. O da okudu, böylece tatilimizi geçirmek için Datça’nın ilerisindeki Mesudiye köyüne gidip Mustafa Kamping’de kaldık. (Burası da ayrı bir güzellik ve macera doğrusu – Ovabükü’nü herkese öneririz). Orası Knidos’a daha yakın. Bir gün gittik Knidos’a ve saatlerce gezdik her yeri. Görülecek pek fazla şey kalmamış (yağma, yağma!). Ama bilerek gidince farklı gözle bakıyorsunuz. Gün batımında da oradaydık ve Ankara viskisi içerek taçlandırdık bu tarihi yerin bize verdiği inanılmaz duyguyu. Dönüşte bu heyecanla bir şiir yazdım ve Zeynep’le bir beste yapmaya giriştik. Ortaya antik havalı bir şarkı çıktı önce (Knidos 1). Bunu belki dördüncü albümümüze almak istiyoruz. O nedenle buraya koymadık ama bu sözler üzerine yazdığımız tek beste kesmedi bizi ve aynı sözlerin üzerine romantik havalı bir şarkı daha yazdık yine Zeynep’in sesi için. İşte buradaki şarkı da o. Sonradan bu şarkıları kitabın yazarı Oktay Bey’e de dinlettik. Ne kadar duygulandığını söylememize gerek yok… Ayrıca ilgilenenler için, Kanaltürk’ten Barış Bey bu şarkıya bir klip hazırlamış; www.youtube.com’dan, Datça Knidos, yazarak ulaşabilirsiniz.

11. Yanardağ - [Download mp3]
Oktay Akbal’ın yazdığı bir makaleden esinlenip yapmıştım bu şarkıyı.

Söz, 27.11.2003, İçmeler. Neredeyse iki yıl sonra da besteledim, 24.09.2005.

“ Bu sessizlik bir şeylerin öncüsü olmalı”, diyordu Akbal insanlar için. “Ne zaman patlar bu yanardağ, neler olur patlayınca bilinmez…” Bu düşünce çoğumuzda zaman zaman oluşuyor olmalı. Banka önlerinde maaşlarını alabilmek için uzun kuyruklarda bekleyen o yaşlı insanları gördüğümde hep bunu düşünüyorum. Hastanelerde ilaç bekleyenler ve bunun gibi diğerleri… Yeterli eğitim almadığı halde bedenini kapital olarak kullanıp çok meşhur olmuş o televizyon şarlatanlarının bir gecelik konser için aldıkları parayla kaç hasta insanın hayatı kurtulurdu acaba? Ama yanardağ gizli gizli kaynıyor, bir gün patlaması kaçınılmaz.

12. Sakin Ol - [Download mp3]
Söz ve Müzik, 16.01.2005, Pazar, Bostancı.

Bazı besteleri yapması yıllar alır, bazıları da bunun gibi kısa zamanda biter. Televizyondaki bir müzik bana çağrışım yapmıştı sanki sakin ol, diyordu. Oysa İngilizce bir şarkıydı ve müziği de böyle değildi. Ardından, hızlı giden notalar yazdım, bunları nasıl Türkçe sözlerle bezeyebilirim dedim, al sana çetin bir iş. Türkçe’de böyle hızlı hızlı söylenen şarkılar yok değil tabii, ama kaçının gerçek anlamda nitelikli olduğu düşündürücü bir konu… Sözler ağızdan hızla akmalı ama saçmasapan olmamalı, üstelik Türkçe doğru bir biçimde kullanılmalı, değil mi?
Kısaca, tema şu, keskin sirke küpüne zarar!

13. Aşk Köprüsü - [Download mp3]
Söz ve müzik ağabeyim Tayfur Köseoğlu’na ait; 26.09.1998.

Sonradan 19.01.2004’te yeniden düzenledim, 25.08.2006’da da İçmeler’de kaydını yaptık ve ardından bir de klip çektik. Aslında ağabeyim pek aşk şarkıları yazmaz, ama o zamanlar şarkıyı belki başka yorumculara verme olanaklarımız vardı. Kimseden pek ses çıkmadı doğrusu. Oysa aşkı bunca güzel ve içten sözlerle, tüm yalınlığıyla anlatan kaç şarkı vardır?
İçmeler’deki yan komşularımız Sasha ve Levent bizi kırmayıp klibimizde oynadılar. Amos’ta bir günde çektik, montajı da bir gün sürdü. Zeynep artık alıştı klip yapmaya, hatta bağımlısı oldu (!). Ne zevkli şey ama, çekimi de, montajı da. Üstelik bulunduğumuz coğrafyada harika yerler var. Mevsimlerden yaz. Çekmeyip de ne halt edeceksin? İyi seyirler.

14. Bulutların Ötesinde - [Download mp3]
Bostancı’da 2001 kışında bestelerimi kasede kaydedip vakit geçirirken Zeynep girdi odaya. Aklına bir melodi geldiğini söyledi. Gitarı alıp la la diye mırıldandı ve ben kaydettim. Sonradan unutuldu, kaldı o kasette yıllarca. 2006’nın kışında Bostancı’da eski kasetleri karıştırırken bu kaydı dinledim. Melodisi hoşuma gitti. Notaya döktüm, düzenledim, söz yazdım; sonra yine öyle kaldı bir süre.
2006 Ağustosunda yan komşularımız Sasha’lara Moskova’dan arkadaşı misafir geldi. Julia ve iki çocuğu. Eşi Moskova’daydı, gelememişti çünkü böbrek hastalığı var, diyalize girmek zorunda, bir de ameliyat durumları söz konusu. Kadın üzüntülü. Biz de eşine moral vermek için Julia’nın oynadığı bir video klip yapmaya karar verdik. Ama hangi müzikle? Aklıma bu şarkı geldi, Zeynep’e çaldım, çok hoşuna gitti, ama hatırlamadı kendi bulduğu melodiyi. Söyleyince şaşırdı ve sevindi. Sözler zor dönemler geçirenler için yol gösterici, moral verici, iyimser bir hava yaratıyor. Klip, hem evimizin bahçesinde, hem de İçmeler’in dağlarında çekildi.

15. Küçük Çocuklar - [Download mp3]
Beste tarihi: 20.11.2002
Kayıt tarihi: 14.08.2006 Pazartesi, Saat: 11.30 / Marmaris, İçmeler.

Küçük çocuklar babalarının hışmından korkar
Küçük çocuklar babalarından ödüller umar.
Korkunun en büyük olduğu yerlerde inançlar da artar.
İnancın en büyük olduğu yerlerde yalanlar da artar.
Yalanların en büyük olduğu yerlerde korkular da artar..( dön başa..)

Ne kısır döngü değil mi? Burda anlatılan küçük çocuklar, büyümüş ama aklın yolundan çıkmış olanlar. Her yerdeler. Nicelik var nitelik yok. Yukarıda her an bizi cezalandırmaya hazır bir baba imajıyla yaşıyorlar. İyilik yapsalar bile bunu kendi çıkarları için yapıyorlar. Kurnaz ve sinsi zihniyet. Aziz Nesin'in böyle insanlarla ilgili betimlemeleri vardı: "Her rüşvetçi gibi aşırı namuslu görünmek...", "Çok insan tarafından görüleceklerse camiiye bile giderlerdi." , "Büyük günahlar işleyenler, büyük sevaplar işlemek zorunda kalırlar.". İşte o küçük çocuklar bunlar. Ortada göbek havası tarzı bir bölüm var. Şark zihniyetini bu müzikle anlatmak istedim.

16. Yaşamdaki Kabuslar - [Download mp3]
Beste tarihi: 30.12.2002 / Bostancı
Kayıt tarihi: 19.08. 2006, C.tesi / Marmaris, İçmeler.

30.12.2002'de Bostancı'da bitirdiğim bir beste.Gel de neşeli müzik yap. Çevremizde bunca olumsuzluk varken görmemek elde mi Düşman yaklaşıyor, heryerde. Emperyalizm bir yandan, onun aleti olan irtica bir yandan. İnançlı insanlara ve dine saygımız var. Ama dini , insanları bir koyun sürüsü haline getirmek için kullanan kişilere saygımız yok. Medya da onlara yardımcı.Yazılı ve görsel basın iktidarın sırtını kaşıyor, onlar da medyanın. Irvin Yalom " inancın en büyük çekiciliği saçmalığında yatar" demiş. "Ama yerine koyacak daha iyi birşey yoksa, inancı kurcalama."
Bu öyle bir kabus ki, uykuda görsen, uyanır kurtulursun. Ama gerçek yaşamdaki kabuslara ne demeli?

17. Zena El-Halil - [Download mp3]
Cumhuriyet gazetesinin13 Ağustos 2006 (Pazar) tarihli sayısında, sayın Işıl Özgentürk’ün Al Gözüm Seyreyle isimli köşesinde Beyrut’ta Zaman başlıklı yazısını okudum. “Bugün köşemi Beyrutlu bir sanatçının, Zena El-Halil’in çığlıklarına bırakıyorum,” diyerek, kendisine internet üzerinden gelen mektubu biraz kısaltarak bizlerle paylaşıyordu Özgentürk. Mektubun çevirisini Betül Akdağ yapmış. Onu okudum. Ders alınması gereken bir mektup. Savaşın ne olduğunu birazcık anlamaya başlıyorsunuz. O ressam kadının acısı, ama her şeye karşın, hiçbir şeye boyun eğmeyen mağrur, savaşçı tavrı…Her günümüz Lübnan’la geçiyordu. Yazın tadı tuzu kaçmıştı. Başladım şarkıyı yazmaya. Bu sözler çıktı içimden. Tekrar bölümüne de Metin Üstündağ’ın 1996’da yazdığı bir yazıdan etkilendiğim bölümü biraz değiştirerek koydum. (Denemeyenler kitabını bitirmiştim o günlerde.) “Ateşi bulan ay’a ulaşan insan neden bir türlü kendisine varamıyor?” diyordu Üstündağ. Şarkının müziği de rahat çıktı çünkü Lübnan halkına yapılan bu büyük haksızlıkla iyice dolmuştum. Kayıtları 10 Eylül 2006’da Marmaris, İçmeler’deki evimizde gerçekleştirdik.

18. Kediler - [Download mp3]
Söz: Melih Cevdet Anday;
Beste: Murat Köseoğlu, 20.09.1998 / Düzenleme: 18.02.2002, Bostancı

Sözler için henüz M. C. Anday’ın ailesinden izin alınmadı ama şarkı resmi bir şekilde piyasaya verilmediği için burada, kendi sitemizde durmasının kanuni açıdan bir sakıncası olmadığını düşündük. Ayrıca bir de klip çekip video bölümüne koyduk, bakalım beğenecek misiniz?
Sözlerin genel havası ne güzel değil mi? Şair ne güzel yakalamış o psikolojiyi; çocukların karanlıkta bir şeyler aramaları, kadınların gece uyanıp yüzük takmaları, kedilerin o delici bakışlarıyla bizi izlemeleri… Şiirin sessiz, durağan ve sihirli bir havası var. Klip çekimini Marmaris, İçmeler’de yaptık. O parkı çok seviyoruz, hele gece daha da gizemli oluyor. Komşumuzun kızı Esin Özgür’e de kedilik pek yakıştı hani!

19. Yedi Renkli Sanat - [Download mp3]
Tarih 27.03.1994 / Mecidiyeköy, İstanbul. Sabah saat 05:15, "Bana yol göster, ismimi sen koy... Ya da resmimi çiz, yüzüme tebessüm koy." Bu tümceyi Hümay Güldağ'la beraber sabahın o saatinde bulmuştuk. Yanımızda ev arkadaşım Burak var, kafalar dumanlı. Üzerine müzik de yazdım o gece.. Sonradan çok oynadım, yazdım, bozdum, böldüm, iki şarkı çıktı. Serdar İçmeler'de gitarları çaldı ama sonradan kendi stüdyosunda yeniden çalıştık üzerinde..
Tema şu: Kurtaracaksa belki de bir tek sanat insanlığı yok olmaktan kurtaracak. Bir tek sanatın birleştirici yönü var gibi görünüyor. Sanki bir çeşit dua gibi şarkı. Ama yalvardığı ve yardım istediği sadece kendinde var olan bir güç. Yoksa yüzünü gökyüzüne dönüp yalvarmıyor. Neden yedi renkli Sanat da gökkuşağı gibi yedi renkli sanki. Yedi ana sanat dalı, yedi renk, yedi nota, haftanın yedi günü, yedi çakra, yerin yedi kat altı, yedi kat üstü. Daha ne olsun...

20. Çocuk Yanım - [Download mp3]
Beste tarihi: 26.04.2001 / Bostancı, İstanbul.

Hep çocuk yanımıza tutunmamız gerektiğinden söz edilir, klişe oldu ama doğru da. Gerçek anlamda o çocuk bizim özümüzü simgeliyor, değil mi? Yani çocuğu büyüğü yok; kirlenmemiş kalmak. Çok zor geliyor kulağa ama bir yere kadar olası da. Bu tümce içinde neler barındırıyor? Hayata olan bağlılığımızı sürdürmek, anı yaşamak, güzellikleri kanıksamamak, yaşam mucizesine kendimizi açmak gibi bir çok özelliği... İçimize dönmek ama sırf bu yüzden dışarıya kapılarımızı daha çok açmak. Yani ancak gerçek kendimiz olursak, gerçek dışarıyı görebiliriz belki.
Bu arada, küçükken masa altları, kuytu köşeler, gardrop içleri gibi yerlerde kendi küçük dünyamı kurardım. Klipteki gardrop sahnesi o yüzden.

21. Deniz Kızı - [Download mp3]
01.07.1997, Salı, Mecidiyeköy, saat 18.47'de bitirdiğim bu şarkıyı en son haline 16.02.2002'de getirdim.( C.tesi, Şişli, 12.50). Bazen bir şarkının son haline gelmesi 5 yılı buluyor.
Tarih boyunca kimbilir kaç çift deniz maceraları sonunda birbirlerinden koptu. Gidip gelmeyen denizciler, savaşlar, deniz kazaları... Eşleri dönmeyen mutsuz kadınlar, denize okunan ağıtlar, hala gelir diye bekleyenler... Deniz kızı, bu mutsuz kadınları simgeliyor. Deniz dibinde yatan hazineler, içilmemiş şaraplar, çekilmemiş kılıçlar, yarım kalan hayatlar. Denizde beliren hayalet gemiler, sanki kayıp ve mutsuz ruhların yüzen evleri. Bazen sisler arasından onları görür gibi oluruz. Denizin komşusu olmazmış...

22. Fırat’la Dicle - [Download mp3]
23. Gölcük - [Download mp3]
24. İzmit’in Sokakları - [Download mp3]
25. Kırık Ayna - [Download mp3]
26. Nicomedia - [Download mp3]
27. Oyun - [Download mp3]
28. Yağmuru Kutlayalım - [Download mp3]
29. Eski Masallar - [Download mp3]
30. Gökyüzü Işıl Işıl - [Download mp3]
31. Kağıttan Gemi - [Download mp3]
32. Yalan Kumbarası - [Download mp3]
33. Oyun (Dümbelek) - [Download mp3]
34. Dörtbaşı Mağmur - [Download mp3]
35. 1 Mart - [Download mp3]
36. Ayrılık - [Download mp3]
37. Babama - [Download mp3]
38. Bekleyiş 1 - [Download mp3]
39. Bekleyiş 2 - [Download mp3]
40. Bir Kadın Daha - [Download mp3]
41. Bitmeyecek Öykü - [Download mp3]
42. Çıkmaz Sokak - [Download mp3]

43. Kozmik Şarkı- [Download mp3]
44. Lale - [Download mp3]
45. Tayfur-Tütüncüler - [Download mp3]
46. Pembe Şarkı - [Download mp3]
47. Ponçik’in Rüyası - [Download mp3]
48. Rüyalı Şarkı - [Download mp3]
49. Neyzen Tevfik (Zeynep) - [Download mp3]
50. Sen ve Ben - [Download mp3]
51. Ütopya - [Download mp3]
52. Hello Mary Lou Tanju - [Download mp3]

53. Resim (Yağmur bebeğin şarkısı) - [Download mp3]
54. Herşey Rastgele - [Download mp3]
55. Çuvala Doldurulmuş Kediler (Akapella) - [Download mp3]
56. Oraya Kadar (Akapella) - [Download mp3]

* * Bazı şarkıların akustik versiyonları için tıklayınız. * *

Samiye & Melih Köseoğlu
1. Gamlı Hazan - [Download mp3]
2. Kimseye Etmem Şikaye - [Download mp3]
3. Ruhla Uyur
- [Download mp3]

 

[webdesign: Lunaroom]